
14 Eylül 1990
Bir cuma günü sabah saat 9.00’da bir güneş gibi doğmuşum. Mütevazi olmaya gerek yok.
Yağmurlu bir gün olduğu için annem ismimi yağmur koymaya yeltenmiş.
İyi ki dolu falan yağmıyormuş.
Mikail meleği o gün yağmur yağdırdı diye neden hava olaylarından ben de nasibi alayım ya hu!
Neyse ki yüce ablam duruma el atarak bu fikri bertaraf etmiş ve en yakın arkadaşı elif ablanın adını vermiş.
Bence tahmin etmiş olmalı; fazlasıyla dimdik durabileceğimi. 1995’ten bu yana hiç eğildiğimi hatırlamıyorum.
…
14 Eylül 2003
Ben de olsam; safinaz kızımı son kez mum üflerken hatırlamak isterim.
Ölen insanlar hatırlayabilir mi?
Çocukluk arkadaşım Ayşegül’üm, amcam, küçük kuzenim, annem ve babam benim 13. Yaşımı kutlamak üzere çikolatalı pasta almışlardı emektar tunç pastanesinden. Bilmiyordum o günden sonra birdaha çikolatalı pastayı yiyemeyeceğimi.
…
15 Eylül 2003
Normal şartlarda sabah elifname diye bir sesle burnumdan sıktırılmak suretiyle uyandırılırdım.
Ama bu sabah böyle olmadı. Bu işte bir terslik vardı.
Mavi çizgili pijamasıyla gaffur gibi bahçede oturuyordu babam.
Çaya düşüp şişmiş çubuk krakerlere benzeyen parmaklarıyla, vücudundaki morarmış noktaları gösteriyordu. Yaramazlık yaparsan uf olur tabi.
…
26 Eylül 2003
Babamın emekli maaşını çekip de, kendime malum okul açıldı yeni bir suluboya seti alayım dedim;
maaşı yatırmamış devlet baba; öldü diye.
Ha bu arada o kısmı atladım değil mi?
Gece saat 02.00 sularında babam bizi terketmişti.
Bari çizgili mavi pijamanı da götürseydin. Ayrıca ceketin ve ayakkabıların kalmış.
Artist gibi gitti aklı bir karış havada, üşütecek.
Ayrıca bu hiç komik değil. Biri bir yere giderken aile fertlerine danışmalı!
…
14 Eylül 2025
İyi ki doğdum.
Her yıl, 2003’ün 14 Eylül’ündeki mumu üflüyorum.
Sönmüyor…
…
Yıllardır doğum günümde Ankara’da değilim. Olamıyorum. Sonbaharı sevemiyorum, Eylül benden babamı, Ekim ise ablamı aldı… Sözde doğduğum mevsim…