Hayaller

İnsanları birbirine yakınlaştıran şey nedir?

Bence tek cevabı var; ” Hayalleri ”

İnsanları tanımak yıllar alır. Aslında tanımadığını anlamak ise saniyeler… Ve kimse kimseyi gerçekten tanıyamaz. Sorduğumuz sorulara aldığımız cevaplar lafı edenin vicdanı, insafı kadardır. İçinize sinmeyen, kendinizi ikna edemediğiniz, yalan olduğunu hissettiğiniz hiçbir şeyin üzerine gitmemek gerekiyor aslında. Kandırmak kendimize yapacağımız en büyük haksızlık çünkü hissettiğimiz her şey gerçek. Bence dünyanın en güzel duygularından biri; birilerine kendini açıklama gereği duymadan seni anladığında sana bıraktığı o koca değer. Aslında tanımıyorsun sadece anlamaya başlıyorsun içten içe… İnsan insana neden ihtiyaç duyar? Anlaşılmak için. Arkasında dağ gibi dursun diye… Belki bir yanlışı olduğunda güzel bir şeyler öğretsin diye… Sadece sevilmek için birine ihtiyaç duymaz bazen, anlaşılmak için de aynı zamanda. Dünyada tüm kötü şeylerin sevgisizlikten kaynaklandığını düşünüyorum. Sevgisizlik kadar insanı değersizleştiren, hiçliğe sürükleyen başka bir şey daha yok.

Birilerinin kalbine iyi gelmeyi öğrenelim, yük olma işini herkes yapıyor zaten. İnsan anlamak için çaba sarfetmeyecekse neden aklı kafasında taşıyıp yük eder? İyi ya da kötü olma savaşı değil, gülümsetebilme mücadelesi olsun eğer bi savaş varsa. İşte buna kimse yanaşmıyor. İyi insan cesur insandır, iyi insan samimi insandır ve iyi insan hiç aklına kötülük gelmeyen saf insan değildir. İyi insan her şeyin farkında olup iyi olmayı tercih eden insandır. Birileri sizden uzaklaştığında bırakın gitsinler. Kaderiniz onlara bağlı değil ve bu onların kötü bir insan olduğu anlamına da gelmez. Sadece hikayemizdeki rollerinin bittiğini gösterir. Tekrar açıp okumak ise size kalmıştır.

Kovalamayı bıraksak mı artık? Yerinizde durup değerinizi kanıtlamaya da çalışmayın. Herkesten daha iyi olduğumuzu anlaması için manipüle de etmeyin. Sadece neler yaşadığınızın farkında olun ve sevin. Hayatınıza aldıysanız ya da hayatına dahil olduysanız bu bir lütuftur. Parçası oldularsa ya da olduysanız bir lütuftur. Şunu okumuştum bi yerde; “içinizden hapşırık gibi yaşamak geliyorsa, yaşayın Allah aşkına. “Eline sağlık”lar, “senden iyisi yok”lar unutulacak bir gün, bir şekilde. Tatsız ama böyle işte.. Bu sebeple.. Ne bekliyorlar sizden bilmiyorum, ne bekliyorlar benden unutmak istiyorum ve biliyorum ki başkasını mutlu etmek istiyorsam ben kendi susuzluğumu gidermeliyim önce? Birinin hayatına dahil olmadan önce susuzluğunuzu giderin. İçimden “hapşırık gibi, kahkaha gibi yaşamak geliyor” çünkü ve “yazmak” bir de…” yanii özetle diyor ki; hapşırın, içinizden geldiği gibi…konunun hapşırıkla ilgisi yok.

Yaşam yolculuğumuzda, yaşadığımız her şeyin seyrini değiştiren şey; o olaya karşı sergilediğimiz bakış açısından kaynaklıdır. Rüzgarın önünde uyumlanarak koşa da biliriz, sırtımızı dönüp rüzgarın esmesine engel olmaya çalışa da biliriz. Seçim tamamen bize ait. Değiştiremediğimiz şeylerin üzerinde o kadar çok düşünüyoruz ki, boşa zaman kaybı. Bir cümleyle değiştirebileceğimiz şeylere de 1 dakika bile ayırmıyoruz. Ne acı. Bir söz var; değişim rüzgarları esmeye başladığı zaman kimileri duvarlar örer, kimileri ise rüzgar değirmenleri… Bundan sonrasıı Donkişot’un hikayesi…

Kimsenin kimseyi iyi hissettirmek gibi bir yükümlülüğü yok aslında. İlacın sende. Bu yüzden küsmek sadece kalbi yaşlandırır. İnsanlardan bir beklentiniz olmazsa hayal kırıklığınızda olmaz ve ne düşündüklerini önemsemeniz için nedeniniz de. Birinin hayatının neresinde olduğunuzu çözemediğinizde hiçbir yerinde olmamayı tercih edin. Çünkü belirsizlik, değersizliktir.

Hayatın ve sevginin ne kadarını göze alırsak o kadarını yaşarız…

SEVGİYLE..❤️

One comment

Yorum bırakın